Nuri Demirag

11 Mar 2019

Nuri Demirağ

1881 yılında Sivas’ın Divriği ilçesinde doğan Nuri Demirağ henüz 3 yaşındayken babasını kaybetti ve hayatla mücadelesi daha o yaşlardayken başladı. Okuldaki başarısı dolayısıyla kendi okulunda yardımcı öğretmenlik yapmaya başladı. Böylelikle Demirağ’ın başarı sinyalleri yanmaya ve nicelerinin habercisi olmaya başladı. 17 yaşında Ziraat Bankası’na memur olarak atanan Demirağ daha sonraları maliye memuru, mal memuru derken maliyenin her kademesinde çalıştı. Memuriyet hayatına devam ettiği yıllarda bazı hakaretlere maruz kaldı. Bu durumu sindiremediği için istifa etti. Böylece Demirağ’ın memuriyet hayatı bitti ve ticaret hayatı başladı.
O yıllarda henüz yabancıların tekelinde olan sigara kağıdı ticaretine girdi. Küçük bir dükkanda “Türk Zaferi” adını verdiği ilk Türk sigara kağıdını üretmeye başladı ve iyi kazançlar elde etti. Neticesinde de sermayesini genişletme amacına ulaşmış oldu. Tek meşguliyeti ticaret olmayan Demirağ Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ile kendine idareci bir yol belirledi.
Cumhuriyetin ilanından sonra Fransız kontrolünde olan demir yollarının kalkınması gerekiyordu ve bu da ülkenin dört bir yanının demir yollarıyla örülmesi ile mümkündü. Fransız şirketi işi bırakınca hiç düşünmeden bu görevi kardeşi ile birlikte üstlendi. Demirağ ülkenin yararına olacağını düşündüğü bu işte çok istekliydi ve bu yüzden kardeşi ile beraber canla başla çalıştı. Kısa sürede büyük ilerleme kaydederek projeyi tamamladılar. Kardeşlerin bu gayreti Atatürk’ün kulağına kadar gitti ve bizzat Ata’dan “Demirağ” soy adını aldılar.
Boğaz Köprüsü için bir köprü projesi hazırladı fakat hükümet mali kaynaklardan ötürü reddetti. Yine de Demirağ’ın ilerici fikirleri sonraki yıllarda ilk köprünün ve Keban Barajı’nın yapılmasına öncülük etti.
O yıllarda uçak ithalatı bağışı için Demirağ’a bağış kampanyası teklif edildi. Üretim adamı olan Demirağ şöyle karşılık verdi: “Benden bu millet için bir şey istiyorsanız, en mükemmelini istemelisiniz. Mademki, bir millet tayyaresiz yaşayamaz, öyleyse bu yaşama vasıtasını başkalarının lütfundan beklememeliyiz. Ben bu uçakların fabrikasını yapmaya talibim.” Ve hemen uçak fabrikası ve uçuş okulu için çalışmalara başladı. Yüzde yüz yerli olarak üretilen bu özgün uçaklar için deneme uçuşlarının yapılması gereken bir alana ihtiyaç vardı. Elmaspaşa Çiftliğini satın alarak büyük bir uçuş sahası ve uçak tamir atölyesi yaptırdı. Bugün burası Uluslararası İstanbul Atatürk Havalimanı olarak kullanılmaktadır. Pilot ihtiyacını karşılamak adına Gök Okulunu kurdu ve öğrencileri havacılığa özendirmek için girişimlerde bulundu.
Tarihler 1936’yı gösterdiğinde ise ilk motorlu uçak üretildi. Demirağ havacılık alanındaki gelişmelerle yetinmedi ve ilk Türk yerli paraşüt üretimi yaparak çalışmalarına devam etti. Uçak siparişleri veren THK’nin test uçuşu talebinde bir kaza gerçekleşti ve sonra THK siparişini iptal etti. Bunun üzerine mahkemeye taşınan olay sonucu adı kötülenen fabrika kapatıldı. Demirağ birçok kez direndiyse de çabası boşunaydı; fabrika bir daha açılmayacaktı.
Daha sonra siyasete milletvekili olarak giriş yapan Demirağ milletvekilliği boyunca çölleşme, enerji, köprüler, barajlar, tarım ve hayvancılık gibi birçok alanda toplum yararına çalışmalar sürdürdü.
Yurdu demir ağlarla ören Demirağ, şeker hastalığından 13 Kasım 1957 yılında hayata gözlerini yumdu. Ve kendinden geriye şehrin dört bir yanını sardığı demir ağlar, yerli uçak üretimimiz için attığı adımlar, onlarca yenilikler, fikirler ve Türk milletine de mücadeleci bir ruh kaldı.

 

Yazan: Ebru AYVALI

 

Array ( [0] => 1 )